Ergenlik dönemi çocukların kendini ispat etmeye, ‘Ben de buradayım’ demeye başladıkları bir dönemdir. Bu süreçte sinirlilik, ‘benim dediğim olsun’, iddialaşma, iletişim kurmakta/kendini anlatmakta zorluk çekme, aşırı tepkili davranışlar sergileme, öfkeyi yönetememe gibi durumlar yaşanır.
Benzer problemleri evdeki bebeğinizde de gözlemliyorsanız bunun adı ‘1 yaş ergenliği’dir. Ergenlik deyince hemen gözünüz korkmasın. Ne yapacağınızı şaşırıp karalar bağlamayın! Çünkü bebeğinizin gelişimi açısından her şey yolunda. Siz de ya da çocuğunuzda bir sorun yok. Tüm bunlar insanoğlunun varoluş mücadelesinin bir parçası. Hem de tatlı bir telaşı, heyecanı da cabası.
1 yaş ergenliğini dezavantaj olarak görmez, bebeğin neyi neden yaptığını bilirseniz bu zorlu gibi duran süreci avantaja çevirebilirsiniz. Bunun içinse evdeki minik ergenin özelliklerini bilmeye, onu anlamaya ihtiyacınız var.
1 yaş ergenliği neden olur?
Bebekler yaşlarına girince artık yaşadıkları dünyaya tanımaya, etraflarında olup biten şeyleri fark etmeye başlarlar. İlk bağımsızlık manifestolarını emeklemeye başlayarak yaparlar. Beraberinde minik minik adımlar gelir. Eskiden gördükleri ama dokunamadıkları birçok cisme yavaş yavaş adımlarla yaklaşır ve onları tek tek elde ederler.
İşte o an, dünyanın en mutlu, en sempatik bebeği olurlar. Bu elde ediş hali; onları daha da heyecanlandırır ve çevrelerindeki birçok şeye aynı şekilde yönelirler. Düşerler, yapamaz sinirlenirler, canları acır ama kalkar hiçbir şey olmamış gibi inatla yollarına devam ederler.
Her şey çok güzel ilerlerken; önemli bir handikapları vardır. Çünkü neyin onlar için iyi ya da kötü olduğunu bilemezler. Henüz bu tarz bilgileri edinmemişlerdir. Sadece içlerindeki merak duygusuyla gördüğünü elde etmek, tanımak isterler. Bu noktadan sonra ‘Bir yaş ergenliği neden olur?’ sorusunun cevabı ortaya çıkar.
O sevimli bebek gider, yerine agresif, hırçın, dediğim dedik davranışlar sergileyen, çok şeye ağlayan, bağıran küçük bir insan gelir. Çünkü ebeveynler güvenlik gerekçesiyle bebeği ister istemez engeller. Mesela rengi, sıcaklığı dikkatini çektiği için ateşi ellemek ister bebek.
Ya da sivri bir cismi ağzına sokmak/elinde bir yerden bir yere taşımak. Anne-baba bebeğin bu alandaki merakını güvenlik gerekçesiyle sekteye uğratır. Bebek merak duygusuna ket vurulduğu için ağlamaya, bağırmaya başlar. Eline ne verirseniz verin etrafa fırlatır.
Ebeveyn ‘Bu tehlikeli. Hayır olmaz’ diyerek anlatmaya çalışsa da asla dinlemez. Anne konuştukça o daha yüksek sesle ağlar. Bebeğin sakinleşmesi hayli zaman alır. Bu esnada da ebeveyn oldukça telaşlanmış, kendini yetersiz ve suçlu hissetmiş olur.
Böyle zamanlarda bebek de ağlayıp bağırmaktan yorgun düşer. Eğer ilk çocuğunuz ve bu durumu sosyal hayatın içinde yaşıyorsanız kendinizi daha da kötü, mahcup hissedebilirsiniz. Sizi seyreden bazı yetişkinlerden ‘Çocuğu susturmayı bir türlü beceremediniz’ gibi yorumlar da duymanız muhtemeldir. Özetle artık çok net ‘Hoş geldin 1 yaş ergenliği’ diyebiliriz…
1 yaş ergenliği belirtileri nelerdir?
- Bebeğin ilk bireysel hareketlenme çabalarıyla başlar. (Emekle, ilk sıralama ve adımlar)
- Bir yerden bir yere emekleyerek, popo üzerinde ya da koltuk kenarlarından tutunarak ilerleyip cisimlere müdahale etmeye başlamasıyla birlikte süreç hızlanır.
- Kendi başına, yardım almadan bir cisme ulaşabileceğini anlayan bebek; heyecanla hareketlerini serileştirmeye başlar. Birkaç gün içinde süratle gelişim gösterir. Bu değişimin farkında olan ebeveynin bebeği koruma güdüsüyle aldığı tüm tedbirler, engellemeler bu küçük insan tarafından fark edilir. İşte o andan itibaren de küçük ergenle evdeki çatışmalar, ağlamalar, bağırmalar başlar.
1 yaş ergenliğinde çocuk hangi davranışları sergiler?
Engellenen bebekte ağlama krizleri, cisimleri bir yerden bir yere fırlatma, bağırma, kendine ya da eşyaya vurma gibi davranışlar ortaya çıkar. Hatta bazı bebeklerin nefes almakta zorlanarak ağlamaları ebeveynleri oldukça korkutur. Dudak, göz altı ve yüzdeki morarma ya da kızarmalar çoğu anne babayı fazlaca tedirgin eder.
Anne bebeğin istediği eşyayı güvenlice eline verse de bebek sakinleşmez. Hatta bu teklifi çoğunlukla reddeder. Çünkü bebeğin asıl istediği şey; sadece cisme dokunmak değil, aynı zamanda ona ulaşmak için çaba harcamaktır. Bir şeyi yapabiliyor olmak, başarmak hayata yeni başlayan bebekler için de önemlidir. Her bir başarı bebeği heyecanlandırır, hareket kabiliyetini artırır, merak duygusunu perçinler.
Bebekler hırçınlık yaparak, ağlayarak aslında içlerindeki sınırsız merak duygusuna, kendi gelişimlerine sahip çıkarlar. Evhamlı, yaşamın içinde her şeyi kontrol etmeye alışmış ebeveynler için 1 yaş ergenliği içinden çıkılmaz bir duruma da dönüşebilir.
Sürekli istediğini gerçekleştiremeyen bebek; zamanla anneyle olan uyumunu da kaybedebilir. Bu da annenin işini daha da zorlaştırır. Yeme, uyku problemi, kabızlık, iştahsızlık, sık hastalanma gibi sorunların yaşanma ihtimali artar.
1 yaş ergenliği sosyal ve duygusal gelişimi nasıl etkiler?
Eğer sakin, kendini akışa bırakabilen, ‘başkası ne der’ demeyen bir anneyseniz ‘1 yaş ergenliği’ sizin için sorun olmaktan çıkar. Çocuk için harika bir gelişim basamağına dönüşür. Hedefe odaklanan, istediğine ulaşıp onu gönlünce keşfedebilen bir bebek; varlığını gerçekleştirdiği için otomatik olarak sakinleşir, mutlu olur.
Neşesi yerinde, gözlerinin içi parlayan, uyumlu bir çocuk olur yaşıtlarının aksine. Keşifler esnasında oldukça çaba saf edip yorulduğu için derin, güzel uyuyan, yeterli düzeyde beslenen, bağışıklığı yüksek, uyumlu bir çocuğa dönüşür. Çocuk yapıp ettiği her şeyin karşılığında iradesini geliştirir.
Kendi gücünü, kendi bedenini fark etmeye başlar. Gerçekten tehlikeli durumlarda ebeveyni tarafından engellendiğinde ise; aşırı tepkisel davranmaz. Ağlama krizlerine girmez. Annesinin yakınlığıyla, onunla temasla kendini sakinleştirir.
1 yaş ergenliği ne zaman biter?
1 yaş ergenliği ortalama olarak 3 yaş civarında biter. Çünkü çocuklar bu zaman dilimine kadar hayata dair belli bilgileri düşerek, yanılarak, ağlayarak, canı acıyarak, yeri geldiğinde korkarak öğrenmiş olur. Artık anne-baba ‘Sakın dokunma, canın acır’ dediğinde bunun için inatlaşmaz. Ya da ‘Orası senin için yüksek. Sakın aşağı atlama’ uyarısına tepkiyle karşılık vermez.
1 yaş ergenliğinde ebeveynler neler yapmalı?
- Tıpkı ergenler gibi bebekler de bu zaman aralığında duygularının fark edilip desteklenmesini, merak duygusuna sahip çıkılmasını, hayatı öğrenmelerine izin verilmesini talep ederler. Bu talebi ise; ağlayarak, bağırarak, dediklerini yaptırmaya çalışarak gerçekleştirmeye çalışırlar. 1 yaş ergenliğinin özelliklerini ebeveynlerin bilmesi oldukça işe yarar. Suçluluk, yetersizlik hissetmeden; süreci sakinlikle yürütebilirler. Bebeğin isteklerini daha iyi anlayabilir ve makul karşılarlar. Anne-babası tarafından anlaşıldığını, fark edildiğini hisseden bebeğin ebeveyniyle senkronizasyonu artar. Bu da kolaylıkla 1 yaş ergenliğini atlatmak anlamına gelir.
- Anne-babası tarafından desteklendiğini hisseden bebek; rahatlar, kendini güvende hisseder. Bebeğin güvenli bağlanma süreci de 1 yaş ergenliğinde olumsuz etkilenmez. Yaşamla sağlıklı bağlar kurmayı adım adım öğrenen bebek, ileride daha sağlıklı bir yetişkin olmanın da temelini atar.
- Kriz anlarında bebeğini göz ve tensel temasla sakinleştirmeye, anlamaya, teselli etmeye çalışan anne; bu vesileyle bebeğiyle biraz daha bütünleşir. Bebeğinin duygularını fark ediyor/hissediyor olmak annelik kalitesini de otomatik olarak artırır.
- 1 yaş ergenliğini ‘zor’ olarak tanımlayan ebeveynler; genelde kontrolcü kişilik özelliğine sahip kişilerdir. Olana, akışa güvenleri yoktur. Ancak her şeyi kendileri organize edebilirlerse; biraz sakin kalabilirler. Bu yüzden de bebeğin her adımını kontrol etmeye çalışırlar. Bebekler ise; yüksek hissedişleri ile üzerlerindeki bu baskıyı fark eder. Buna karşılık olarak tepkiselleşir ve anneyle uyumunu kaybederler. Daha çok hırçınlaşır, yemek, uyku düzeninde sorun çıkarırlar. Sakin bir bebek olarak hayatı keşfetmeye devam edemezler. Bu sebeple kontrolcü kişilik özelliğine sahip ebeveynlerin kendilerini rehabilite etmeleri oldukça önemlidir. Uzman desteği alabilecekleri gibi; iradeleriyle zihinlerini susturmayı, kötü senaryoları dinlememeyi başararak da kontrolcü kişiliklerini biraz olsun yatıştırabilirler. Zihni susturmak, akışı hissetmek içinse meditasyon yapmayı deneyebilirler.
1 yaş ergenliğinde ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler nedir?
- Bebeklerin tüm gelişim evrelerinde doğru bilgiyle buluşmak, doğru kaynaktan beslenmek çok önemli. Günümüzde sosyal medya üzerinden de aktarılan birçok farklı bakış açısı mevcut. Her düşünce ve davranıştan birer parça almak yerine; araştırma yaptıktan sonra kendinize en uygun olan bir ya da birkaç (en fazla 3) kaynak seçin. Belirlediğiniz kaynaklar arasında bağlantı olmasına dikkat edin. Aksi halde yine kafanız karışabilir. Çocuk gelişiminde çok şey yapmak; aslında hiçbir şey yapmamaktır. Çünkü; size çabanızın karşılığı tıpkı uygulama şekliniz gibi; karmakarışık şekilde geri döner. Bundan ne siz ne de bebeğiniz karlı çıkar.
- Bebeğinizin merak duygusunu elinizden geldiği kadarıyla destekleyin. Bunun için fiyatı yüksek oyuncaklar, doğal olmayan ortamlara gerek yok. Tercih edeceğiniz araçlar doğal ve hayatın içinden olsun. Montessori eğitim sistemini inceleyebilirsiniz. Montessori eğitim sistemi bebeği-çocuğu hayatın içine dahil etmek, yaşamı deneyimleyerek öğrenmesine izin vermek üzerine kurgulanmıştır.
- 1 yaş dönemiyle birlikte hayatı tanımaya çalışan bebeğinizi rahatlatacak, sizin işinizi kolaylaştıracak şey; her ne yapıyorsanız (bebek/çocuk için tehlikeli değilse) bebeğinizi de buna dahil etmektir. Temizlik yapıyorsanız eline bir bez verebilirsiniz ve sizi taklit etmesini sağlayabilirsiniz. Ya da mutfakta yemek hazırlığı içindeyseniz; sebzeleri onun yıkamasına, eliyle parçalamasına izin verebilirsiniz. Bu ortak paylaşım alanlarını çeşitlendirmeniz; çocukla kaliteli zaman geçirmenizi, onunla bağ kurmanızı da sağlar.
- Bebeğinizin özgürlük duygusunu destekleyin. Ona istediklerini gerçekleştirebilmesi için izin verin, ortam oluşturun. Merak duygusunu tatmin eden bir çocuk; kısa sürede sınırları öğrenir. ‘Her şeye izin verirsem, sonra ne yaparım?’ gibi bir korkunuz olmasın.
- Eşyaya dokunmak, eşyayla bütünleşmek isteyen bir çocukla sosyal hayatın içinde var olmak zaman zaman zorlayıcı olabilir. Eğer evde çocuğunuzu çok kısıtlıyorsanız… Bilinenin aksine; evde özgürce merak duygusunu tatmin eden, kısıtlamalarla karşılaşmayan bir çocuk dışarıda sizi yormaz. Gittiği yerde her şeye müdahale eden çocuklar; evde aşırı kısıtlanarak büyütülen yavrulardır. Eğer kontrolcü bir ebeveyn değilseniz; dışarıda sakin ve uyumlu bir çocuğunuz olacaktır. Gittiği mekandaki eşyaları merak ettiğinde bebeğinize şunları söylemeniz yeterli: “Şu an merak dolu olduğunun farkındayım. Haklısın. Ama burası bizim evimiz değil. Ellemek istediğin şeyleri bana parmağınla göster (Siz de hareketle bunu nasıl yapacağını gösterebilirsiniz). Ben sana veririm, bakarsın, yerine koyarız.” Eğer gittiğiniz yerde bu davranışınız da sizi zor durumda bırakacaksa; bir süreliğine kendi merkezinize çekilip sizi anlayacak kişilerle sosyal hayatınıza devam etmeniz iyi olacaktır.
- Bebeğinizin merak duygusunu, hareketliliğini ya da sakinliğini başka çocuklarla kıyaslamayın. Kimsenin bunu yapmasına da izin vermeyin. Çünkü kıyas edilen kişi sizin çocuğunuz ya da ebeveynlik duruşunuz olunca; objektifliğinizi kaybedebilir, doğal ebeveynlik kriterlerinden hızla uzaklaşabilirsiniz. Bu da hem sizi hem de bebeğinizi yorar.
- Altın kurallardan birisi de; kriz anlarında bebekle inatlaşmamaktır. Aranızdaki iletişim iktidar mücadelesine evrilirse; bunun kazananı asla siz olmazsınız. Çocuk kendiyle inatlaşıldığını gördükçe çığrından çıkma potansiyeline sahiptir çünkü. Bu da ciddi ağlama nöbetleri, nefes alamama, morararak sessizce ağlama şeklinde size geri dönebilir. Çocuk için de ebeveyn için de yaşanılan bu negatif atmosfer çok yıpratıcı olur.
- Eğer çocuğunuzla yeterince kaliteli zaman geçirmiyor, onun tensel temas ihtiyacını karşılamıyor, duygularını sakinleştirmesine, hayatı tanımasına/güçlenmesine yardımcı olmuyorsanız; çocuk öfke nöbetlerini, ağlama krizlerini aranızda bir iletişim kanalı haline getirebilir. Duygusal açıdan ne zaman açlık çekse, bir şeyler içinde yarım kalsa; çocuk bunları tamamlamak için negatif duygulara yönelir. Bu durum tam bir kısır döngü yaratır evde. Bu rutinden çıkmak ise; yine oldukça sabır ve sakinlik ister. Siz siz olun bebeğinizin ihtiyaçlarını bebek talep ettiğinde yani ‘vaktinde’ karşılayın. Ne eksik, ne de fazla. Tam da çocuğun istediği kadar. Duygusal açıdan beslenmiş bir çocuk zaten sağlıksız iletişim kanallarına da ihtiyaç duymaz…