3 Yaş Çocuk Psikolojisi

3 Yaş çocuk psikolojisi nedir? Çocuk bu dönemde nasıldır? 

3 yaş dönemi bir çocuk için hayata adım adım heyecanla adapte olduğu önemli zaman dilimlerinden biridir. Bebeklik hallerinden çıkıp hayat içindeki bazı işleyişleri öğrenip algılamaya çalıştığı, aynı zamanda da yeni şeyleri öğrenme heyecanıyla bolca motive olduğu bir dönemdir. Bu sebeple de engellenmelere, bebek muamelesi görmeye çok da tahammül edemediği, bu yüzden de zaman zaman fazlaca tepkisel davrandığı bir yaştır.

3 yaş çocuğu; ilk 2 yılda öğrendiklerini pekiştirme, kendi gücünü biraz daha fark etme/kabul etme, aklına koyduğu bir şeyi yapabilmek için ciddi çaba sarf etme dönemine girer. Çocuk kendi açısından yaşamda var olmaya, birey olarak kendini kabul ettirmeye çalışır. Bunu yaparken çevresi tarafından algılanamadığında, yapmak istediği şeye ya da seçimine müdahale edildiğinde sinirlenmeye, bağırmaya, uyumsuz hareketler içine girmeye başlar.

Çocuğun bu tepkisel davranışları ‘3 yaş sendromu’ olarak adlandırılır. Ebeveynler çocuğun aniden hırçın ve uyumsuz davranışlar içine girmesine anlam veremediği gibi ne yapacağını da tam olarak kestiremez. Çocuğun neden böyle davrandığını bilen bilinçli ebeveynler içinse tüm bu olup bitenler sorun olmaktan çıkar, yerini tatlı bir tebessüme bırakır… 

3 yaş dönemini ‘çok zor’ diye nitelendiren ebeveynlerin önemli bir kısmı; hayatın her alanında kontrolü elinden bırakmayan ya da bıkamayan ebeveynlerdir. Bu anne-babalar çeşitli pedagojik yaklaşımlar uygulayarak sakinliklerini korumaya çalışsalar da işe yaramaz. Çünkü yüksek hissedişe sahip çocuklar kontrol edilmek istendiğini hemen hisseder.

Bu sebeple de tepkisel davranışlar geliştirir. Komut almayı reddeder. Uyumlu olması beklenen durumlarda bile rahatlıkla sorun çıkarır. İşte kontrolcü ebeveynler en çok böyle anlarda kendilerini çaresiz, yetersiz hisseder.

Çünkü onlara göre yapılması gereken her şeyi mükemmel şekilde yapmışlardır ve sonuç böyle olmamalıdır! Kontrolcü ebeveynler ne zaman çocuklarına bir makine ya da sebep-sonuç ilişkisi üzerinden bakmayı bırakır, çocuğun gelişim dinamiklerini hissetmeye başlar ve buna göre davranışlarını revize ederse 3 yaş dönemi onlar için de sorun olmaktan çıkar…         


3 yaş dönemi çocuğun kendi kendinin efendisi olmayı minik minik öğrenmeye, deneyimlemeye başladığı bir dönemdir. Bu sebeple sınırlarını keskin olarak bilinçsizce de olsa belirler. Bu yüzden de ikna çalışmalarından, istemediği bir şeyin ısrarla yapılmasından, seçmediği bir durumun ona dayatılmasından hoşlanmaz.

Bu yaş döneminde çocuk kandırıldığını çok net şekilde hisseder. Yaşadığı bu duruma aşırı tepki vermesi de oldukça doğaldır. Çünkü yaşam içinde var olmaya çalışan çocuk, bir yetişkin tarafından varlığı/tercihi/aklı yok sayılmıştır. 


Kendi kendinin efendisi olma sürecinin başlangıcı aslında çocuğun kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşılamayı deneyimlemesiyle desteklenen bir süreçtir. Bu sebeple çocuklar 3 yaşında ısrarlı bir şekilde kendi kıyafetini giymek, kendi yemeğini yemek, tuvalet ihtiyacını kendisi halletmek, yemek yemeye/yememeye, uyku saatine, kiminle oynayacağına, kime oyuncağını verip vermeyeceğine kendi karar vermek ister.

Eğer bu konuda ısrarcı olursanız; sizinle uyumunu kaybeder ve kendi alanına elinden geldiği kadar (bağırır, şiddete meyleder, ağlar, eşyaya zarar verir) sahip çıkmaya çalışır. Çok hayati olmayan konular dışında çocuğun alanını korumasına, kendini geliştirmesine izin verilmelidir. Ki; sakin, uyumlu ve sevecen bir çocuk olsun… 

3 yaş dönemi çocuğun yaşamı anlamaya çalıştığı bir dönemdir. Her şeyi gözlemleyerek algılayamaz. Yetişkinlerin deneyimlerine, bilgilerine her daim ihtiyaç hisseder. Kim bu? Ne? Ama neden? Nasıl? Niye böyle dedi? Bunu neden yaptı? Şimdi ne oldu? Gibi sorular sorarlar.

Mükemmeliyetçi anne-babalar çocuğun her sorusuna mantıklı, bilgi dolu cevaplar verirler. Çocuk öğrendikçe heyecanlanır, yine yine yeniden sorular sorar. Hatta ebeveyniyle duygusal iletişim kuramayan çocuklar; sorular yoluyla anne-babasıyla bir iletişim kanalı bile oluşturur.

Bu şekilde duygularını tatmin etmeye çalışır. Çocuğun hem yaşının getirdiği sorular sorması hem de duygusal tatmin aracı olarak soruları öne sürmesi bir süre sonra ebeveynleri oldukça yormaya başlar. Peki bu konuda ne yapılmalı? 

Sürekli soru soran çocuğa nasıl davranılmalı?

Çocuklar hayatı tanımaya çalıştıkları için bu soruların sonu gelmez. Her soruya cevap veren ebeveyn, bir süre sonra tükenmişlik hissine kapılır, enerjisi düşer, tahammül gücü azalır ve çocuğa negatif davranışlarda bulunabilir. Üstelik her soruya cevap verdiğimizde çocuklarda ‘Babam/annem her şeyi biliyor’ kanaati oluşur.

Çocuk zamanla bu düşüncenin altında ezilmeye, ebeveynini kendinden uzağa koymaya başlar. Oysa ki çocuğun her sorusuna cevap vermemek gerekir. Hem bir iletişim kanalı oluşturmasına zemin hazırlamamak hem de ‘çok bilmiş ebeveyn’ fikrini ona vermemek için.

‘Bilmiyorum’, ‘Bu konu hakkında fikrim yok’, ‘Neden böyle yaptığını bilmem mümkün değil’, ‘Dayın biliyor olabilir, ona sorabilirsin’, ‘Evet güzel bir soru bu. Ben daha önce hiç düşünmedim bunu’ gibi cevaplar çocukla ebeveyni eşitler. Hem de gereğinden fazla yorulmamış olursunuz.

Çocuk hayatın içinde biz sorularını cevaplasak da cevaplamasak da vakti geldiğinde bir şekilde öğrenecektir. Bu bilgiye teslim olmak bizi rahatlatacağı gibi; çocuğu aşırı sahiplenme takıntısından da uzağa koyacaktır. 

3 yaşla birlikte hayatın türlü hallerine tanıklık eden çocukta korku hissi de beraberinde oluşmaya başlar. Bunu çok açık ve net dillendirir. Hayalle gerçeği ayırt edemediği için çoğunlukla korkular yaşar. Çocuğun izlediği film, çizgi filmlere, oynadığı oyunlara dikkat edilmesi gerekir.

3 yaşla birlikte korku hissinin ortaya çıkmasının en önemli sebebi; sınırsız keşfetme hızlarını biraz dizginlemek, çocuğu koruma altına almaktır. Çocuklar korku hissiyle tanışmamış olsaydı; kendilerine zarar verebilecek insanları, ortamları ayırt edemeyecekleri için başlarına istenmeyen durumlar gelebilirdi.

Korku hissiyle tanıştıktan sonra çocuk; bilmediği bir ortamda anne-babasının yanından ayrılmıyor. Yabancı kişilerle konuşmaya çoğu zaman yanaşmıyor. Tanımadığı birinin elinden tutup gitmiyor. Yani korku çocuk için bir sorun değil; koruma kalkanı oluyor.

Korkan çocuğa ne yapmalıyız? 

Çocuğun korkusuna sahip çıkmak önemli. Korktuğunda ona sarılmak, teselli etmek, ‘Ben senin yanındayım. Sana kimse hiçbir şey yapamaz’ gibi cümlelerle duygularını dinginleştirmek her zaman en iyi işe yarayan yöntemdir. Bazı ebeveynler ‘çocuğum ya korkak biri olursa’ kaygısıyla çocuğa yaklaşabilir.

‘Sende yani, korkacak ne var bunda? Saçmalıyorsun ama şuanda, öyle bir şey yok ki’ gibi cümleler çocuğun kendini yetersiz, suçlu ve değersiz hissetmesine sebep olur. Çocukluk yıllarında bu hislerle tanışan bireyler; hayatları boyunca bu negatif duyguların esiri olurlar… 


Kendi kararlarını vermeye, kendi gücünü fark etmeyi yavaş yavaş deneyimleyen çocuklar hayata sıkı sıkıya tutunmaya başlarlar. Yaşam enerjileri artar. Kıpır kıpır hallerinin altında yaşam neşesi, sevinci vardır. Enerjilerini doğru kanallara kanalize etmek, aynı zamanda gelişimini de desteklemek için bu dönemde küçük sorumluluklar, işler verilebilir.

Hem enerjilerini atarlar hem de kendi güçlerini hissettikleri için mutlu olurlar. Odasındaki oyuncakları toplamasını, kitaplıktaki bir rafı düzenlemesini, mutfakta size yardım etmesini, bahçedeki otları yolmasını, kardeşinin temizlik malzemelerini (vb) getirmesini isteyebilirsiniz.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; çocuk bir şeyi nasıl yaptıysa o haliyle kabul etmektir. Daha iyisi, daha mükemmeli için çocukla konuşmak, yönlendirmek doğru değildir. Bu şekilde yapıldığında çocuk kendi gücünü hissedemez. Aksine; yetersizlik ve suçluluk duygusu ortaya çıkar. 

3 yaş kreş psikolojisi nasıldır? 

3 yaş dönemi çocuğun anneye/bakım veren kişiye oldukça bağlandığı, onu hep yakınında görmek istediği bir yaştır. Annesi yanında olan çocuklar daha cesur hareket ederler. Annelerinin varlığından aldığı güçle yeniyi keşfetmeye çalışırlar. Bu sebeple 3 yaş çocuğun annesinden ayrılması için doğru bir zaman dilimi değildir.

Kreş dönemi için ideal yaşın başlangıcı 3.5’ tur. Eğer çocuk sosyal, kendini ifade edebiliyor, yaşıtlarıyla iletişim kurabiliyor, yemeğini kısmen yiyor, duygularını azda olsa ifade edebiliyorsa… Eğer bu gelişim süreçlerini çocuk tamamlamadıysa henüz; kreş için 4 yaşı beklemek daha uygundur.

Şartlar çocuğun 3.5 yaşında kreşe gitmesini gerektiriyorsa; o zaman çocuğun gelişimi iyi bilinmeli, duygusal ihtiyaçları vaktinde ve yeterince anne-babası tarafından karşılanmalı ve çocukla kaliteli zaman geçirmenin önemi ve bunun nasıl gerçekleşmesi gerektiği iyi öğrenilmelidir. 

Kreşe başlayacak çocuk için çözüm: Kademeli ayrılık 

Yaşı ne olursa olsun kreşe başlayacak çocuk doğduğu, büyüyor olduğu, kendini güvende hissettiği alandan (ev) biranda koparılmamalı, aynı zamanda da yeni yere (kreş) götürülüp direkt bırakılmamalıdır. Çocuk merkezli bir yöntem olan kademeli ayrılık metodu uygulanmalıdır.

Kademeyi ayrılık yönteminin özünde; çocuğun kreşi tanıması, oradaki birileriyle bağ kurması, evi gibi orada da kendini güvende hissetmesi esastır. Bunun gerçekleşmesi için çocuğa zaman vermek ve alışma sürecinde onun yanında olmak önemlidir.

İlk gün çocuğun yanında/aynı sınıfta bulunmakla başlayan süreç, günler ilerledikçe yavaş yavaş çocuğun da izniyle uzaklaşma esasına dayanır. 3 gün sınıfta, 3 gün sınıfın dışında gibi bir standart yoktur. Çocuğun duygusal gelişimi, ebeveyniyle bu zaman kadar ki ilişkisi, mizacı akışı belirler. Çocuğun duyguları, verdiği tepkiler, söylemlerine göre hareket edilmelidir.

Sınıfta/yanında, sınıf önünde, koridor başında, koridor sonunda, kreşin ana kapısının önünde, bahçede, 1 saat okul dışında, 3 saat okul dışında, yarım gün ve tam gün şeklinde kademeler bulunur. Çocuğun onayını alarak bir sonraki aşamaya geçmek; sağlam adımlarla ilerlemek anlamına gelir. 

Kademeli ayrılık metodunun faydaları nedir? 

Kademeli şekilde evden ayrılıp kreşe başlayan çocuklar; okuluna keyifle giden, öğretmeniyle arkadaşlarıyla bağ kurmuş, uyumlu, sakin, keyifli çocuklar olurlar. Okula gitmemek için sabahları zorluk çıkarmazlar. Ya da okulda bir şeyleri bahane edip huysuzlanmaz, ağlamazlar.

Belki ilk başlarda ebeveynin emek vermesi gerekir ama devamında çocuğun tüm eğitim öğretim hayatı keyifle ilerler. Çünkü başlangıçlar çocuklar için oldukça önemlidir. Eğer çocuk kendini güvende hissetmediği, korktuğu, tedirgin olduğu bir alan olarak okulu kodlarsa; bu kanaati değiştirmek oldukça güçtür. Ne kadar büyürse büyüsün okul hakkındaki duyguları aynı kalır. Okuldan istifade etmekte zorlanır. Başarısı da genellikle olumsuz etkilenir.                

3 yaş erkek çocuğu psikolojisi 

Erkek çocuklar, 3 yaş gelişim özelliklerinin tamamını taşımakla birlikte kız çocuklarına kıyasla daha hareketlidirler. Merak duygularını, aksiyonla birleştirme konusunda hatırı sayılır davranışlar sergilerler. Daha atik olmaları kontrolsüz atlama, zıplama gibi bazen zarar veren sonuçlarla karşılaşmalarına sebep olabilir. Fakat bu durum onların hiperaktif olduğunu göstermez.

Sadece sınırsız merak duygusuyla hareket kabiliyeti bir araya gelmiştir. 3 yaş erkek çocuğunu kısıtlamak, kızmak ya da korkutarak engellemeye çalışmak doğru değildir. Çocuğunun gelişimini desteklemek isteyen ebeveynler; gerekli tedbirleri alarak çocuğun kendini gerçekleştirmesine alan açmalıdır. Yaratılış itibariyle erkek çocukların enerjisi kız çocuklarına göre daha yüksektir.

Bunun farkındalığında olmak, ebeveynin kontrol duygusunu azaltmasına vesile olabilir. Erkek çocuğunu parklara, açık alanlara götürmek; yaşıtlarını oynamasına ortam sağlamak gerekir. Enerjisini atamayan ya da belli kalıplar içine hapsedilen erkek çocuklar, rahatlayamaz.

Bu da uyumsuz, huysuz, hırçın, eşyaya/arkadaşlarına zarar veren, dikkat dağınıklığı yaşayan çocuk demektir. Dikkat dağınıklığı bilinenin aksine; enerjisini boşaltamayan/sürekli kısıtlanan/yönetilen/kendi gibi olmasına izin verilmeyen çocuklarda görülür. 

3 yaş kız çocuğu psikolojisi             

3 yaş dönemini kız çocukları erkeklere kıyasla daha sakin geçirirler. Dil gelişimleri bu dönemde oldukça ilerlemiştir. Merak duygularını sorular sorarak, yetişkinlerle sohbet etmeye çalışarak karşılamaya çalışırlar. Kızlar fıtratlarının bir uzantısı olarak annelerini taklit etmeye başlarlar. Evcilik en çok oynamayı sevdikleri oyunlar arasında yer alır.

Evcilik oynarken maddeye hükmetmeyi deneyimlerler. Yani yemek yapmaya, bebek bakmaya, çamurdan pastalar yapıp süslemeye 3 yaşlarında başlarlar. Durağan oyunlar kız çocuğunun sakinleşmesini, yavaşlamasını sağlar. Erkek çocukla kız çocuğun 3 yaş dönemindeki bariz farkının nedenlerinden biri de budur. Kız çocukları bu dönemde annelerine yardım etmeye, hayatın içinde bu şekilde var olmaya meyillidirler. 

3 yaş çocuk psikolojisi hakkında bilinmesi gerekenler: 

-Bu dönemde çocukların keşfetme arzuları çok yüksektir. Hayatın içinde özgürce akmak, uyumlanmak, kendi güçlerini fark etmek isterler. Bu içgüdüsel bir işleyiştir ve gelişimlerinin bir parçasıdır. Engellendiklerini hemen hissederler ve bir varoluş mücadelesi başlatırlar. Ağlayarak, bağırarak, hırçınlık yaparak kendi alanlarını korumaya çalışırlar. Çocuğun davranış değişikliklerini okuyabilen ebeveynler, davranış/tutum değişikliğine giderse çocuk da eski uyumuna kavuşur. 

-Kontrolcü ebeveynlerin çocukları anne babasıyla genellikle iktidar mücadelesine girer. Uyumsuzluk, dediğini yaptırmak için ağlama krizlerine girmek, kabızlık şikayeti, yeme problemi (yemeği ağızda bekletme/yemeyi reddetme), düzensiz uyku, öfke nöbetleri olarak kendini gösterir. Neticede ebeveynle çocuk uyumunu kaybeder ve her iki taraf için de hayat zorlaşır. Bu sebeple kontrolü bırakmak, çocuğun özgürce var olmasına alan açmak bu dönemde hayatidir.

-3 yaş döneminde gelişiminin anne-babası tarafından desteklendiğini hisseden çocuk, yaşıtlarına göre oldukça uyumlu bir portre çizer. Anne-babasıyla hayatın içinde sorunsuzca akar. Hem ebeveynlerine ayak uydurur hem de yetişkinlerin hayatını keşfetmenin heyecanını yaşar. Menüye bakıp ne yiyeceğine karar veren, yeni gittiği bir yerde önce gözlem yapıp sonra hareketlenen, arkadaşlarıyla sorun çıkarmadan oynayan, çok bağırıp ağlayan uyumsuz çocuklardan uzak duran, acıktığında yemek yiyip yorulduğunu hissettiği anda da kolayca uykuya geçen çocuklar uyumlu, hayatın ritmini yakalayabilen çocuklardır. Böyle çocuklara sahip olmak ütopik değildir; doğal ilerleyen bir sürecin sonucudur.   

-Bu yaştaki bir çocuk seçim hakkını kullanmak ister. Talep ettiği şeyi elde ettikçe kendini güçlü ve güvende hisseder. Üstelik iradesi de bu yolla gelişir. Çocuğa her zaman seçenek sunmak ve birini seçmesini istemek 3 yaş dönemi için gerekli bir ebeveyn tutumudur. Kontrolcü ebeveynler çocukların saçma ya da gereksiz şeyleri seçebileceğine inanır. Bu yüzden de seçenek sunma fikrine yanaşmaz. Oysa ki; 3 çeşit yemek arasından hangisini yemek istediğini sormak ya da 3 kıyafetten birini seçmesini istemek hayata dair büyük kayıplara sebep olmaz. Sadece çocuğu geliştirir, güçlendirir… 

-Hayatı dolu dizgin yaşamak isteyen bir çocuk için uyku önemli bir direnç alanıdır 3 yaş döneminde. Uyumak istememe bu yaşla birlikte sıklıkla görülür. Bir problem değildir. Sadece uykuyla hayattan kopmak, öğrenmeyi bırakmak istemez çocuk. Saygı duymak, bunu doğal karşılamak; hem çocuğu hem de ebeveyni rahatlatır. Çocuk gerçekten yorulduğunda uyumalı, gerçekten acıktığında yemek yemelidir. Böylece bedeninde olup biteni fark etmeyi, ihtiyacını vaktinde karşılamayı ve kendi iç sesine kulak vermeyi öğrenir. 

- Çocuklar hayatı tanımaya çalıştıkları için bu dönemde aşırı soru sorarlar. Her soruya cevap veren ebeveyn, bir süre sonra tükenmişlik hissine kapılır, enerjisi düşer, tahammül gücü azalır ve çocuğa negatif davranışlarda bulunabilir. Oysa ki çocuğun her sorusuna cevap vermemek gerekir. ‘Bilmiyorum’, ‘Bu konu hakkında fikrim yok’, ‘Dayın biliyor olabilir, ona sorabilirsin’, ‘Evet güzel bir soru bu. Daha önce hiç düşünmedim bunu’ gibi cevaplar çocukla bizi eşitler. Üstelik gereğinden fazla da yorulmamış oluruz. Çocuk hayatın içinde biz sorularını cevaplasak da cevaplamasak da vakti geldiğinde bir şekilde öğrenmesi gerekenleri öğrenir. 

- 3 yaş dönemindeki bir çocuğun enerjisini doğru kanallara yönlendirmek, aynı zamanda gelişimini de desteklemek için gereklidir. Bu dönemde onlara küçük sorumluluklar, işler verilebilir. Hem enerjilerini atarlar hem de kendi güçlerini hissettikleri için mutlu olurlar. Odasındaki oyuncakları toplamasını, kitaplıktaki bir rafı düzenlemesini, mutfakta size yardım etmesini, bahçedeki otları yolmasını, kardeşinin temizlik malzemelerini (vb) getirmesini isteyebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; çocuk bir şeyi nasıl yaptıysa o haliyle kabul etmektir. Daha iyisi, daha mükemmeli için çocukla konuşmak, yönlendirmek doğru değildir. Bu şekilde yapıldığında çocuk kendi gücünü hissedemez. Aksine; yetersizlik ve suçluluk duygusu ortaya çıkar. 

-3 yaş dönemi çocuğun annesine/bakım veren kişiye daha da düşkün olduğu, onun varlığına an be an ihtiyaç hissettiği bir dönemdir. Eğer planlı bir hamilelik düşünüyorsanız; 3 yaş döneminde eve yeni bir bebeğin gelmemesi daha uygun olur. 4 yaşla birlikte ruhsal doğumunu gerçekleştiren çocuk; artık annesine kardeşiyle paylaşabilecek olgunluğa erişir… 

- 3 yaşla birlikte korku dönemi başlar. Çocuğun korkusuna sahip çıkmak gerekir. Korktuğunda ona sarılmak, teselli etmek, ‘Ben senin yanındayım. Sana kimse hiçbir şey yapamaz’ gibi cümlelerle duygularını dinginleştirmek her zaman işe yarayan yöntemdir. Bazı ebeveynler ‘çocuğum ya korkak biri olursa’ kaygısıyla çocuğa yaklaşabilir. ‘Sende yani, korkacak ne var bunda? Saçmalıyorsun ama şu anda, öyle bir şey yok ki’ gibi cümleler çocuğun kendini yetersiz, suçlu ve değersiz hissetmesine sebep olur. Çocukluk yıllarında bu hislerle tanışan bireyler; hayatları boyunca bu negatif duyguların esiri olur. 

WhatsApp WhatsApp